Bugünlerde Kendimi Hıyar Gibi Hissediyorum (Özlem Yağız)
admin yazdı.
Toplam Okunma: 246 | Bugünkü Okunma: 2 | En Son Okunma: 07.02.2012 - 16:44
Bugün itibariyle belki de başörtülülerin yıllardır şapka ile de olsa, kapıdan sınıfa kaça kaça da olsa iyi kötü girebildiği yegane üniversitelerden biri olan Boğaziçi Üniversitesine artık alınmadıklarını öğrendim. 20 yıllık hıyar yerine konulma serüvenim(iz)e ve kalabalıklarda nasıl yalnız olunur edebiyatına küçük bir hediye olsun bu eski(meyen) yazı. Geçen hafta yüce, Türk ve müslüman aziz milletimizin Kayseri’ de çekilmekte olan bir belgesel filmi için kale burçlarına Bizans bayrağı astırmayuz deyu dünyanın en acayip şahlanışına tanık olmuşken küçük bir bozguncu kuş “ey haç, küpe, uzun saç” vs. görünce köpüren, postal sesi duyunca sinen aziz insan ruhu senin inancının nişanesi ötekine karşı şahlanmış öfkenle ifade bulan absurd tepkilerinde değil onurundadır. Ve aslolan onurdur diye fısıldayıverdi kulağıma.
Sözüm meclisten dışarı dostlar
Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani şöyle ince kıyım doğrasalar beni
Marmara, Ege Denizi ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum
Hiç yakıştı mı şimdi, ben de bir yazı yazayım biraz serzenişte bulunayım dedim daha ilk cümlelerden yazdığım şeye bak. Oysa her gün türlü çeşit gazetede yığınla akla ziyan yorum ve her televizyonu açışımda en az bir iki kanalda sinirleri keman yayı gibi gerilmiş, haklı olarak köpürmüş akademisyenlere rastlasam da nasıl da şaka kaldırmaz, olgun olunası, az ümit edilesi ve sosyoloji olmaksızın tartışılamayası bir konudur benim de iki çift laf etmeye niyetlendiğim türban tartışmaları. Üstelik epeyce de aynı ciddiyette alt başlığı, tarihi arka planı, cemiyet hayatımızı tehdit eden derin mi derin unsurları vardır konunun. Her biri derya-ül deniz olan bu meseleleri toparlarsak belki işin içinden çıkabiliriz ne dersiniz:
Mahalle baskısı, simge midir nedir bu tartışmaları; mahalle baskısı olur mu olmaz mı, olursa hangi mahallede olur, ilk neresi basılır, bizim mahallede neler olmuştu, çocukluğumun mahalleleri nasıldı, mahallenin basılmaması için hal çareleri. Simge nedir çeşitleri nelerdir; dini ve milli simgeler. Siyasal simgeler üzerine derin yorumlar, falanlar filanlar.
Kamusal alan; nerede başlar nerede biter. Analizler, çözümler; kırk su yıkasak, defalarca şartlasak şurtlasak, okusak üflesek tütsülesek ve girerken sağ ayakla bassak yok mudur bir ümit arkadan bir giriş kapısı.
Başörtülü kadın araştırmaları; ne yer ne içer nerede gezerler, toplu mu dolaşırlar yalnız mı yaşarlar, hangi türleri vardır, görünce nasıl tanırız, sakıncalı ve sakıncasızını ayırt etmenin beş pratik yolu. Ben de alternatif araştırmalar hazırlayıversem, % ler, grafikler döşesem çarşaf çarşaf, grafiklerle dokunabilir miyim vicdanlara?
Korkuyorum, ümitlerim yıkıldı, terk edeceğim bu diyarı yazıları;
2 grafik = beş korku
5 korku = paniklemiş gazete başına 7 yazar
O da eşittir ayağa kalkmış Yargıtay, Danıştay, kapatırım ulan denilen bir iki parti, 9-2 tartışılmaz su götürmez ancak ve ancak boyun bükülüp itaat edilebilir bir anayasa mahkemesi. Kilitlenip anahtarı okyanuslara atılmış kör topal bile işleyemez olmuş bir demokrasi garabeti.
Kötü bir matematik problemi. Vallah billah etsem, hiç satırla işim olmaz benim desem, X-ray cihazlarından geçip girsem mekanlara, sizinle beraber kızsam türbanistlere, biz de çekmekteyiz erkeklerimizin zulmünden, modern ve mahremim ölesiye kadar diye haykırsam bir faydası olur mu korkularınıza ?
Hizmet alanlar ya hizmet vermeye kalkarsa kabusu; desem ki asla asla olmaz öyle bir şey. Biz haddimizi yerimizi biliriz. Sizinle aynı iş yerinde çalışmak aynı sofraya oturmak mı? Hiç olur mu öyle şey uşak ruhum kaldırmaz en başta bunca hadsizliği. Ama bakın yanlış anlaşılmasın her zamanda hazırız vergimizi vermeye, çocuklarımızı şehit etmeye, cenazelerde vatan sağ olsun ağlamayacağım diye haykırmaya, mitinglerde uygun açıyla bayrak sallamaya. Hizmet vermeye hazırız ama sadece sizin istediğiniz hizmeti. Tanımadınız mı bunca yıldır hala beni.
Onca insan hakları ihlalleri var, 301 vaaar, kürt sorunu vaar, bak cezaevlerinde bir sürü adam var, ne yani ben de AKP ile beraber sana mı dertleneyim önce onlara bakarım, kalmışsa günün birinde birazcık gözyaşım sana da ağlarım elbet diyen sevgili demokrat aydınlatıcılarımıza cevaben: Sussam artık, boynu mu büksem ve bu ülkede yıllardır çözülemeyen tüm demokratik meselelerde kendimi sorumlu görsem. Tam ülkede bir şeyler oluveriyorken hiç çıkmasam, çıkıntılık yapmasam gül gibi geçinip gitsek.
Sözün özü dostlar vatan sağ olsun gerçekten. Bunca yıldır başörtülüleri hizmet almaya, vermeye, kamusuna, alanına, okuluna, tuvaletine, resepsiyonuna, denizine, tiyatrosuna hiçbir yere yakıştıramayan vatan sağ ol-sun. Bana 18 yıldır kendimi hıyar gibi hissettiren, hıyarsın hıyar olmasına ama cacık dahi yapmayız seninle diyen, hepimizden daha vatandaş olan vatandaşlar sağ olsun.
Eh hazır ağzımı açmışken varlığım tüm ’Beyaz Türk’lerin varlığına armağan olsun!
Haber Saati (Özlem Yağız)
Etiketler: başörtüsü, özgürlük, özlem yağız, yazarın hakkı