Eğitimde Hedef Olmak

Geçen bir mailde şu ifadeler yer alıyordu: “Sonbahar, ütü yaparken, evin 13 yaşındaki yaramazı da salonda oyuncak treniyle oynuyormuş. Derken annesi bir kulak kabartmış ki oğlan şöyle bağırıyor:

— Evet! Son durağa geldik! Duymadınız mı Allah’ın cezaları hala ne oturuyorsunuz? Çabuk defolun inin aşağı!

 

Bunları duyan Sonbahar neye uğradığını şaşırmış doğru salona koşmuş:

— Sen nerden öğrendin bakıyım böyle konuşmayı? Ne kadar ayıp. Şimdi doğru odana gidiyorsun ve tam 2 saat cezalısın… bi daha da ağzından böyle kötü sözler duymayayım.  

            2 saat sonra küçük afacan tekrar salona dönmüş, treninin başına oturmuş. Annesi de mutfakta yemek yapıyormuş, derken yine oğlunun konuşmalarını duymuş  

 - Sayın yolcularımız, işte son durağa geldik.. Umarız çok güzel bir yolculuk geçirmişsinizdir.. Lütfen eşyalarınızı trende unutmamaya dikkat ediniz… Trene yeni binen

yolcularımız, sizin de çok güzel bir yolculuk geçirmenizi diliyoruz. Küçük bagajlarınızı koltuklarınızın altına koyabilirsiniz.. Bu arada unutmayın yolculuk sırasında sigara içmek yasaktır..  

            Bunları duyan anne az önceki cezanın işe yaradığından memnun gülümserken

oğlu konuşmasına devam etmiş:  

-         Ayrıca iki saatlik rötar yüzünden mutfaktaki cadaloz adına hepinizden özür dileriz! “

 şeklinde idi mail. 

İşin bir espri tarafı var gerçi, insanların çoğunluğu bu amaçla sanal ortamlarda dolaştırıyorlar bu maili. Fakat işin hakikatdar boyutu da yok değil. Çocuğunu eğitmek isteyen anne belki bir parça ötekine (burada öteki tren yolcuları) karşı muamele terbiyesi vermeye çalışıyor, fakat hedef olmaktan kurtulamıyor. Aynen okulda çoğumuz karşılaşmışızdır, eğitim terbiyesi adına hedef olan; “sıfırcı, kazıkçı, notu kıt, gıcık, öğrenci düşmanı, sanki kendisi hiç öğrenci olmamış hoca” sıfatları ile öğrencilerin gönlünde ayrı yere sahip(!) eğitimciler yok değil… Aynı şekilde ailede ceza veren ebeveyne karşı da evladın muamelesi pek bu yakıştırmalardan uzak olmuyor.

Peki insanı düşündüren nokta; hangi davranış yanlış ve doğru muamele nasıl olmalı. Terbiye sistemlerinde ceza vardır, ölçülere ve sonuç almaya bağlı olarak. Çünkü psikologlara göre, çocuk deneyerek öğrenir bazen hatalı bir deneme yapar. Fakat yetişkin tarafından negatif bir tepki alınca yanlış olduğunu kavrar. İnsan buluğ çağından sonra doğruyu ve yanlışı ayırt edip iradesi ile tercih yapacak bir kabiliyette yaratıldığından, sürekli hatayı tercih edince ikazla, yine devam ederse daha şiddetle ikaz edilir ki  -özellikle de sevdiklerinden-  o yanlışından dönsün. Nasıl ki aynı hatayı tekrarlayan evladına annenin şefkatinden (yanlıştan döndürmek adına) tokat atması sonucu hatasını kavrayan çocuk tekrar şefkatli sineye koşuyor ve annesine sığınır. İşte asıl eğitimde olması gerekli olan eğitimcilerin aynen anne şefkati gibi şefkatle hataları düzeltmek istemeleri sonucu öğrencilerinden daha çok sevilecekler ve “filan hoca döver, kızar fakat gerçekten iyi hoca falan”   hitabına maruz kalacaklardır. 

Sonuçta; yanlış yolda giden, haram bir araziye giren koyunu onu düşünen çobanın bir taşla doğru yola sevk etmek istemesi gibi,  Yaradanın en çok sevgisine maruz kalan insanlar bazen hataya meyledince Yaradan tarafından çobanın küçük taşları misali küçük musibetlerle ikaz edilirler. Asıl erdemlik, tokat yiyen çocuğun tekrar annesinin sinesine sığınması gibi Rahmete gözyaşıyla yönelmektir, yoksa maildeki çocuk gibi ufak bir imtihanda Rahmete isyan değildir.

Etiketler: , ,



Sizde yorumlayabilirsiniz