Örtünün Körleştirdikleri - Sevgi Engin
admin yazdı.
Toplam Okunma: 192 | Bugünkü Okunma: 2 | En Son Okunma: 08.09.2010 - 23:05
Bir top gibi hissediyorum kendimi, karşı sahalarda, birbirlerini yenmek üzere hırsla cedelleşen iki tenisçinin, sert hamlelerle, rakibini yere düşürmek amacıyla vurduğu bir tenis topu gibi.
Başörtüsü ile, daha dindar bir yaşamı seçen hem cinslerimin birbirinden hiç hazzetmeyen, birbirini düşman belleyen taraflar arasındaki ezikliğini gördüğümde.
Örtülü kadının adı olmazdı eskiden, gazete sayfalarına yansıyan düğün, doğum tebriklerinde. Evlenen kardeş usulüne uygun tebrik edilir, yeni doğan bebeğin adı belli babası ile, ismi zikredilmeyen annesine hayırlı olsun temennilerine geçilirdi sonra.
Örtülü kadının varlığı gibi, ismi de bilinmesin, duvarların ve örtülerin arasında kaybolsun istenirdi. Kitaplar böyle yazardı o zaman. Hocalar böyle söylerdi. Kendi adlarına değil, Allah adına konuşur, kadınlara O’nun adına, görünmemesi, duvarların kenarından yürümesi, sesini O’nun adına, pek çıkarmaması söylenirdi. Ne kadar sessizliklerinde kaybolsalar örtülü kadınlar o kadar iyiydi.
Annelik kutsaldı. Her zaman ve her alemde. Askerlik kutsaldı. En çok bizde.
Askerlikte kırk günlük acemiliğin ardından gelen yemin törenleri o yüzden hep anlamlıydı hepimiz için. Oğullar ile, eşler ile orada hasret giderilir, oğullar ile orada gururlanılır, artık yaşamın bir parçası haline gelmiş asker ölümlerinden sakınılması için, orada dualı ellerle bir kez daha sarılınırdı oğullara. O yüzden hiç üşenmez, onca yol göze alınır, gözlerin kenarında akmaya hazır yaşlarla beklenir di garnizon kapılarında.
Annelikten ve askerlikten daha kutsal değerler kabul edenler önceki hafta kırk yaş altı annelerini bu yemin törenlerine almadılar. Kırk yaşın üstündekiler, gençliklerinin verdiği enerjiyi ya da kadınlıklarını kaybettiklerinden mi(!) bilinmez o tehlikeli sınıfın dışında görülüp, içeriye geçip, ziyaretçi sıralarından izleyebildiler ancak oğullarını, yeğenlerini, belki de gidip dönülmeyecek bir savaşa yollarken.
Birilerinin kendi varlıkları için yaslandıkları kutsallığa pek yakışmamıştı genç örtülü kadınlar.
Üniversitelerin sıralarına yakıştırılmadıkları gibi.
Salt ve keskin ideoloji, her zaman ve her alemde kutsal olan annelik duygularını bile görmeyecek kadar güçlü ve keskin di işte. Bu kadınlar örtü ile siyasi bir simgeyi başlarında taşıyor, birilerine alet oluyorlardı.(!?)
Garnizonun telleri arkasında, mahzun ve ezgin bekledi kadınlar.
Genç kızlıklarından beri demir kapılar ardında beklemeye zaten alışkındılar.
“Hüseyin Üzmez” vakası çıktı sonra. Bu kez, örtülü kadınlar ile aynı değerleri benimseyen cenahtan. Ne yaşananlar, ne konuşulanlar, ne de yazılanlar “nahoş” kelimesi ile ifade edilemeyecek kadar keskin iken, bir bildiri ile, olaydan duydukları rahatsızlığı ifade ettiler örtülü kadınlar. Yılladır sözlü, fiili, acılı saldırılara zaten alışkındılar. Ama bu kez başka türlü yandı canları.Bildirilerini hazırladılar, imzalarını topladılar, mezkur şahsın yazdığı gazeteye protestolarını sundular.
Sonra da bir güzel şekilde paylandı örtülü kadınlar,
Onlar düşünemez, bir araya gelemez di. Birileri para vermiş olmalıydı. Birilerine alet oluyorlardı.
Örtülü kadınlar İran’dan para alır örtünür, sonra kartel medyasından para alır, gelir “İslamcıları” protesto ederlerdi. Ne birey olabilirdi örtülü kadınlar, ne de kendi başlarına bir varlıkları. Susturulmalıydılar, yaramazlık yapan öğrencisini azarlayarak susturan az gelişmiş bir müdür gibi.
Aslında galibi olmayacak ve sanki sonsuza dek sürecek bir tenis maçı gibi bu, hep örtülerin etrafında sürüp giden. Örtünün temsil ettiği değerlerden hiç hoşlanmayanlar, başlarında o örtüyü taşıyan kadınlara hep demir kapıların ardında bir yaşam reva görecek. Örtünün temsil ettiği değerleri yüksek sesle ve bağırtıyla dile getirenler de yeri ve zamanı gelince o azarlayan sesleri ile oturun oturduğunuz yerde ve karışmayın bizim işimize diyecek.
Ne ki, hiç fark etmeyecekler, Kadınların başlarını örten örtünün kendilerinin yüreklerini ve beyinlerini örttüğünü.
Sevgi Engin - Habersaati.com
Etiketler: başörtüsü, örtü, özgürlük, türban, Türkiye'yi Okumak