Ruh cenine kaç günlükken üflenir? Kürtaj keffareti olan gurre nedir?

Sual : Kürtaj çok büyük bir günah. Böyle bir günah işleyen anne ve baba Allah tarafından bağışlanmak için neler yapmalıdır? Ne kadar da tövbe istiğfar etse de affedilmez diyorlar bu doğru mudur?

Cevap : Tevbe kapısı açıktır. Tevbe edilen günahları Allah bağışlayabilir. Allah günahları bağışlamaz fikri doğru değildir. 
Kürtajla alınan çocuk için tevbe ettikten sonra “Gurre” denen bir keffaret ödenmektedir. Çocuk canlanmadan önce kürtaj yapılmışsa gurre verilmesine gerek yoktur.

Hadis-i şeriflerde Peygamberimiz çocuğun anne karnında oluşumunu anlatırken farklı ifadeler kullanmıştır. Bazı hadisler çocuğun 120 günlük iken canlandığı imajını verirken, bazı hadisler de 40 günlükken canlandığı açıklamasını yapıyor. Hadisi 120 gün olarak yorumlayan alimlerimiz ilk 4 ay dolmadan kürtaj yapmanın haram olmadığını ancak 4 ay dolduktan sonra kürtajın haram olduğunu söylemişlerdir. 

Ancak çocuğun 40 günde canlandığını ifade eden hadisleri esas alanlar ise 40 gün geçtikten sonra kürtajın haram olduğunu ifade ediyorlar. Konuyu kaynaklarıyla açıklayan bir araştırmayı aşağıda vereceğiz.

Biz de ruhun çocuğa kırk günlükken üfeleneceğini belirten rivayetleri esas alıyoruz. Bu nedenle kırk gün dolduktan sonra cenin artık ruh sahibi bir canlıdır ve her ne olursa olsun alınması caiz değidlir. Alınırsa bir can öldürülmüş olur. 

Anne karnında olan bir insanı öldürmek haramdır. Allah’ın verdiği bir hayatı ancak O alır.

Gurre konusunda “Eğer gurre verilirse çocuğu aldırmanın bir sakıncası yokmuş” gibi yanlış anlaşılan bir durum var. Gurre değil, dünya verilse ruh üflenmiş bir cenin asla aldırılamaz. Ancak böyle bir cinayet işlenmişse tevbe ve istiğfarla beraber diyet olarak gurre verilmesi de gerekmektedir.

Gurre hakkında bilgi almak için tıklayınız

 

Ruhun bedenle beş çeşit ilişkisi vardır:

1. Anne karnında cenin halinde iken.

2. Canlı olarak yer yüzüne çıktıktan sonra.

3. Uykuda. Bir yönden bedenle ilişkisi olmakla birlikte bir yönden de başka alemlerle ilgisi olan.

4. Berzah’ta.

5. Kıyamet gününde. Bu en mükemmelidir. Çünkü buradaki ilişki öyle bir irtibat ki beden bu irtibatla birlikte ne ölüm kabul eder,ne uyku ve ne de bozulma.

RUH HANGİ GÜN ÜFLENİR? (NEFHEDİLİR?)

Ruhun ilk kırk günden sonra üflendiğini tercih ettikten sonra, ruhun üflendiği günü kesin bir şekilde bilmek mümkün müdür? Sorusuna gelelim.

Şu ana kadarki gelişmeler çerçevesinde ilmî olarak ruhun üflendiği günü bilmemiz mümkün değildir. Konuyla ilgili hadisleri ise ruhun üflendiği günü belirleme yönünden dört guruba ayırabiliriz.

Birinci gurup: Ruh, kırkıncı gece ile kırk beşinci gece arasında üflenir. “Nutfe, rahimde kırk yahut kırk beş gecede karar kıldıktan sonra, üzerine melek girer…” Yukarda geçen üçüncü hadis.[97>

İkinci gurup: Kırk ikinci geceden sonra üflenir. “Nutfenin üzerinden kırk iki gece geçti mi…” Dördüncü hadis.

Üçüncü gurup: Kırk geceden sonra üflenir. “Nutfe, rahimde kırk gece kalır. Sonra melek ona şekil verir…” İkinci, beşinci ve yedinci hadisler.

Dördüncü gurup: Kırk küsür gece dolunca üflenir. Yedinci hadis.

Bu rivayetlerin arasını uzlaştırmak mümkün müdür?

Bu rivayetler birkaç şekilde uzlaştırılabilir:

Birincisi, bu, ceninden cenine değişir.[98> Ruhun üflendiği en az süre kırk, en çoğu da kırk beş gecedir. Ceninlerin çoğuna ruh, kırk iki geceden sonra yani kırk üçüncü gün üflenir. Bu, hadiste geçen kırk yahut kırk beş gece ifadesini ravinin tereddüdü olarak değil de hadisin bir parçası olarak saydığımız takdirdedir. Aslolan, sika ravi, duyduğunu rivayet eder. Bu ifadenin, ravinin tereddüdüne dayandığını gösteren bir şey bulamadım. Ancak şu söylenebilir: Bu hadis, Ebu’t-Tufeyl’den o da Huzeyfe’den olmak üzere tereddüt taşımayan başka rivayetlerle de aktarılmıştır. Fakat zahirde bu rivayetler de belli bir gün üzerinde ittifak etmemektedir.

Hadisteki tereddütlü ifadenin, hadisin aslında yer almadığını, bunun raviden kaynaklandığını farzederek bunun diğer rivayetlere vurulmasının uygun olacağını düşünürsek; bu takdirde ruhun üflenmesi, kırkıncı gün ile kırk üçüncü gün arasında olur.

Ruhun üflenmesinin, ceninden cenine değişeceğini söyleyen görüşü destekleyen hususlardan biri de muhtemelen, ruhun üflenmesinin, yaratılış evreleriyle bağlantılı olmasıdır. Yukarda, ceninlerin gelişim hızının, tıpkı çocuklarda ve erginlerde olduğu gibi farklılık gösterdiğini anlatmıştık.[99> Dolayısıyla buna bağlı olarak ruhun üflenme zamanının, ceninden cenine farklılık göstermesinde yadırganacak bir şey yoktur.

İkincisi, Ruhun üflenmesine ilişkin sürenin kırk günü aşan kısmı belirlenmemiştir.[100> Dolayısıyla ruhun üflenmesi konusunda muayyen bir gün belirleyemeyiz. Fakat ruhun, kırk ile kırk beşinci gün arasında üflendiğinde şüphe yoktur. Bu, ne bundan önce ne de sonradır. Ancak bunun hangi günde olduğunu bilemeyiz.

Bu görüş, bazı ravilerin, rivayetlerinde hata ettikleri düşüncesi üzerine bina edilmiştir. Şu kadar var ki ravilerin rivayetlerinde hata ettikleri düşüncesine ancak, rivayetler arasını uzlaştırmak mümkün olmadığı zaman gidilir. Aslolan, sika ravinin hata etmemiş olacağıdır. Tersi değildir. Burada hadislerin arasını uzlaştırmak mümkündür.

Bazı ravilerin hata etmiş olduğunu kabul etsek bile, burada bu görüş sahiplerinin söylediklerine değil, tercihe gitmek uygun düşer. Bunun içindir ki diğer uzlaştırma yollarından birini almamız daha doğru olur.

Üçüncüsü, üçüncü hadisteki(Nutfe, rahimde kırk yahut kırk beş gecede…) ifadesinde ravinin tereddüdü vardır. Dolayısıyla bu hadis, ifadesinde tereddüt bulunmayan diğer hadislere hamledilir.Diğer hadisler de şöyle uzlaştırılır:

Dördüncü hadisin açıkça ifade ettiği gibi ruh, kırk ikinci geceden sonra üflenir. Bu altıncı hadiste geçen “kırk küsur gece dolunca…” ifadesine de uygundur. Çünkü ruh, kırk ikinci gecenin sona ermesiyle üflenir. İki tam geceyle birlikte üçüncü gecenin bir kısmı, küsur kavramına dahildir. Buna göre bu iki hadiste verilen rakamlar, ruhun üflenme zamanını ifade eden adedi belirlemek üzere yer almış olmaktadır.

Kırk adedini telaffuz eden rakamlar ise yaklaşık ifade olmak üzere zikredilmişlerdir. Dilde-özellikle zaman ifadelerinde- bu tür kullanımlar çoktur.[101>

Dördüncüsü, Üçüncü, beşinci ve yedinci hadislerin, ruhun cenine, nutfe rahimde karar kıldıktan kırk gün sonra üflendiğini açıkça ortaya koydukları görülmektedir. Kırk rakamını telaffuz eden bütün rivayetler bu konumdadır. Şu halde bu rivayetlerden maksat, ruhun cenine, döllenmeden sonra değil,nutfenin rahimde yerleşmesinden kırk gün sonra üflendiğidir.

Dördüncü hadisteki “Nutfenin üzerinden kırk iki gece geçti mi,…” ifadesine gelince; bu, ruhun, döllenmeden kırk iki gece sonra gerçekleştiği anlamınadır. Altıncı hadis de bu konumdadır.

Nutfenin (zigot), döllenmeden itibaren üçüncü günde rahmin içine girdiği de ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Bu görüşe göre hadisler arasındaki uyum şöyledir: Cenine ruh,döllenmeden kırk iki gece veya nutfenin rahmin içine girmesinden kırk gün sonra üflenir.

Şu kadar var ki üçüncü hadiste , rahimde yerleştikten sonra ifadesi yer almaktadır. Bunun, ‘nutfei emşâc’in(katışık nutfe) oluşumu anından itibaren altı yedi güne ihtiyacı vardır. Bu, yaklaşık olarak üçüncü günde gerçekleşen rahmin içine girişin dışındadır.

Nutfei emşâc(katışık nutfe), rahmin içine girdiği zaman hemen yerleşmez. Rahmin cidarına tutununcaya kadar üç beş gün daha yolculuğuna devam eder ve orada yerleşir.

Bu sebeple bu görüş,kuvvetli değildir. Allah en iyisini bilir.

Beşincisi, Üçüncü görüşte açıklandığı gibi ruh cenine, yumurtanın döllenmesinden itibaren değil, -üçüncü hadiste ifade edildiği şekilde- nutfenin rahimde yerleşmesinden itibaren kırk ikinci geceden sonra üflenir. Çünkü nutfe, yaklaşık olarak ancak yedinci günde, rahim cidarına tutunduğu esnada yerleşir. Buna göre ruhun üflenmesi, kırk dokuzuncu geceden sonra yani sekizinci haftanın başında olur. Allah daha iyisini bilir.

Benim kuvvetli bulduğum görüş budur. Çünkü bu, hiç birini ihmal etmeksizin rivayetler arasında uyum sağlamakta ve ‘rahimde yerleşme’yi zikretmeyen hadisleri mutlak kabul ederek mukayyed hadisler üzerine hamletmektedir.

Ruhun üflenmesinin ceninden cenine değişeceğini söyleyen birinci görüşe -ki bu güçlü bir görüştür-itimat ettiğimiz takdirde de netice itibariyle ruh, cenine kırk yedinci gece ile kırk dokuzuncu gece arasında üflenmektedir.

‘Kırk beş gece’ rivayetine itimat ettiğimizde ise ruhun üflenmesi elli ikinci geceye kalmaktadır. Allah daha iyisini bilir.

ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI

1. Ruhu araştırmaya dinen bir engel yoktur.

2. Şerî nasların delalet ettiği gibi ruh hayattan başkadır.

3. Ağır basan görüşe göre cenine ruh, hamilelikten itibaren üçüncü kırk günlük zaman diliminden sonra değil, ilk kırk günden sonra üflenir.

4. Ruhun cenine dört aydan sonra üflendiğini açıkça ifade eden sahih veya hasen bir tek hadis yoktur.

6. İbn Mes’ûd hadisinin Buhari rivayetini, bu hadisin Müslim rivayeti ve diğer beş hadisle uygun düşecek şekilde anlamak uygun olur.

7. Naslardan racih olan (ağır basan/kuvvetli olan) a göre, ruh cenine, döllenmeden itibaren kırk günden sonra üflenir.

Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

Yazının tamamı SorularlaRisaleinur.com adresinde mevcuttur.

Kaynak: http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=3389&keyword=gurre

Etiketler: , , ,



Limonsuz Yorumlar

  1. admin tarafından:

    Gerçekten güzel bir kaynak. tavsiye olunur

Sizde yorumlayabilirsiniz